'KADINDA OLSA ÇOCUKTA OLSA GEREKEN YAPILACAK':4.Yılında

sitemiz yazarları

'KADINDA OLSA ÇOCUKTA OLSA GEREKEN YAPILACAK':4.Yılında

Mesajgönderen azad_26 » Cmt Mar 27, 2010 2:50 pm


Resim


Muş’un Şenyayla kırsalında 24 Mart 2006'da 14 HPG’linin yaşamını yitirmesinin ardından, 28 Mart 2006'da Diyarbakır’da düzenlenen cenaze töreninde başlayarak bölgeye yayılan olaylarda Amed'te 10, Mardin'in Kızıltepe İlçesi’nde 2 ve Batman'da 1 kişi hayatını kaybetti.

Olayların üzerinden 4 yıl geçmesine rağmen aralarında çocukların da bulunduğu 13 vatandaşın ölümü ve onlarca kişinin yaralanmasına sebebiyet veren kolluk kuvvetleri ve yetkililer hakkında hiçbir cezai işlem yapılmazken, Başbakan Erdoğan’ın ‘’Kadında olsa çocukta olsa gerekeni yaparız’' sözleri hala hafızalardaki yerini koruyor ve, 'adalet' arayışı ise 4 yıldır sürüyor.

Muş’un Şenyayla kırsalında 24 Mart 2006 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) HPG'ye yönelik operasyonu kapsamında 14 HPG'linin yaşamını yitirmesi sonrasında, Amed'te düzenlenen cenaze töreninde başlayıp bölgenin tamamına yayılan olaylarda 13 kişi hayatini kaybetti.

Olayların ardından 4 yıl geçmesine rağmen Diyarbakır Barosu ile IHD'nin yaşanan ölüm ve yaralanmalar ile o dönem gözaltına alınan yüzlerce kişiye yapılan işkenceye ilişkin aileler aracılığı ile Cumhuriyet savcılıklarına bulunduğu suç duyuruları sonuçsuz kalırken, olaylarda yaşamını yitiren Mahsun Mızrak'ın ölümüne sebebiyet verdikleri gerekçesiyle haklarında müebbet hapis cezasıyla dava açılan 3 polis memuru hakkında ise Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan davada ise bir arpa boyu yol kat edilmedi.

Başbakan Erdoğan’ın, 28 Mart'ta başlayan olayların üçüncü gününde sarf ettiği "Kadın da olsa çocukta olsa güvenlik güçleri gerekeni yapar" sözlerinin ardında yaşanan olaylarda polisin ateş açması sonucu çok sayıda kişi yaşamını yitirdi ancak Erdoğan bu sözleri Kürt coğrafyasında ölümleri sürdürdü.

Diyarbakır’da başlayan ve tüm Kürt coğrafyasına yayılan olayların çok sayıda ilde kitlesel geçen ve PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın 'siyasi irade' olarak beyan edildiği Newroz kutlamalarının ertesinde yaşanması dikkat çekiciydi.

Kürtlerin hala hafızalarındaki yerini koruyan ve 2000'li yılların en büyük kitlesel serhildani olarak adlandırılan olaylar ise söyle gelişti:

6 GERİLLANIN CENAZESİ DİYARBAKIR’A GETİRİLDİ

TSK'nin operasyonda 'kimyasal silah kullandığı' iddiası ise gerginliği tırmandırmıştı.

HPG'li Idris Sinet'in (Çekdar Diyar) cenazesi Adana'ya, Hüseyin Kızıl’ın (Kawa Adıyaman) cenazesi ise Adıyaman’ın Kâhta İlçesi’ne bağlı Koçtepe Köyü'ne (Hopax) götürülerek toprağa verildi.

6 HPG'linin cenazesi de Diyarbakır’a gönderildi. Cenazelerin Diyarbakır’a ulaştığı 28 Mart sabahı kent güne gergin başladı.

Medine Bulvarı üzerinde binlerce kişinin toplandığı Şefik Efendi Camii'nden "İntikam" sloganları yükseldi.

Batman doğumlu Abdullah Rükün (Berxwedan Garzan) ile Siirt doğumlu Kenan Demir'in (Mervan) cenazeleri memleketlerine gönderildi.

Ardından Diyarbakır doğumlu Bülent Tanışık (Eriş Amed), Diyarbakır Lice doğumlu Muzaffer Pehlivan (Zafer), Diyarbakır Çınar doğumlu Fatih Çetin (Xemgin Amed) ve Diyarbakır Kulp doğumlu Mahmut Güler'in (Rojhat Amed) yeşil-sari-kırmızı renkli bayraklara sarılmış naaşları, Yeniköy Mezarlığı’nda defnedildi.

Gerginliğin arttığı kentte esnaflar kepenk kapattı. Cenazelerin toprağa verildiği sırada konuşan DEP eski Milletvekili Hatip Dicle, "Newroz'da halk barışı haykırdı.

Ama barışa 24 Mart'ta operasyonla cevap verildi.

Bu Kürt halkına saygısızlıktır" dedi.

F-16 uçaklarının alçak uçuş yaptığı cenaze töreni sonrasında kalabalık,"'Gerillaya uzanan eller kırılsın" ve "Öcalan siyasi irademizdir" seklinde sloganlarla yürüdü. Kalabalık, yürüyüş güzergâhı üzerinde bulunan ve etrafında geniş güvenlik önlemlerinin alındığı 10 Nisan Polis Karakolu önüne geldiğinde polis müdahalesiyle karşılaştı.

Barikat kuran ve panzerlerle kalabalığa müdahale eden polise, gençler molotofkokteyli ve taslarlarla karşılık verdi.

Arbede esnasında Molotof kokteyllerinin isabet ettiği panzerler tutuşurken, çok sayıda kişi yaralandı. Çatışmalar önce Sento Caddesi'ne, ardından tüm kente yayıldı.

Kuruçeşme, Dörtyol ve Emek Caddesi'nde yoğunlaşan çatışmalar, kentin ticaret merkezi olan Ofis'e taştı.

Ofis'e giren bin kişilik grup, kepenk kapatmayan dükkânların camlarını taşladı, yolda bulunan çöp bidonlarını devirdi.

AMED'TE DARBE GÖRÜNTÜLERI

Çıkan olaylarla yangın yerine dönen Diyarbakır’da polis, gerçek mermilerle gruplara ateş ederek müdahale edince Mehmet Akbulut adli 17 yaşındaki genç ağır yaralanmış, onlarca kişi çeşitli yerlerinden kursun yarası almıştı.

14 yıl aradan sonra ilk kez askerin girdiği kentin merkezi noktalarına sevk edilen zırhlı araçlar ve askeri birlikler darbe görüntülerini hatırlatırken, kamu kurumları çevresinde güvenlik önlemleri artırıldı.

Ayni günün akşamına kadar süren olaylar gece azaldı. Tüm polis ve asker aileleri, güvenlik için lojmanlardan çıkarılarak, Emniyet Müdürlüğü binasındaki Spor Salonu'na götürüldü.

KENTTE SAVAŞ GÖRÜNTÜLERI

29 Mart'ta kaldırım taşları sökülmüş, sokak ortasına kurulan barikat yığınları, kırılmış camlarıyla Diyarbakır savaş alanını andırıyordu.

Bağlar, Dağkapı, Ofis gibi merkezi yerlerde esnafın büyük kısmı kepenk kapatırken, polis merkezi noktalara yığınak yapıyordu.

Kente çevre illerden polis ve özel harekât timi takviye edildi. IHD, ilk gün 29 kişinin yaralandığını, yüzü aşkın kişinin gözaltına alındığını kayıtlara geçirdi.

Bağlar Sağlık Ocağı’ndaki gösterilerde güvenlik güçlerince açılan ateş sonucu yaralanan Tarik Atakaya (23), yaşamını yitirdi.

Onur Kaya isimli genç ensesinden aldığı kursunla ağır yaralanarak Dicle Üniversitesi Hastanesi'ne kaldırıldı.

Kentte yapılacak olan Diyarbakırspor ile Fenerbahçe maçı, 'güvenlik' gerekçesiyle Malatya'ya alındı. 1-2 Nisan tarihlerinde ülke genelinde yapılacak Açık Öğretim Sınavı da ertelendi.

Çatışmaların önlenmesi için çaba harcayan yerel yöneticiler, ortak bir açıklama yaptı.

Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, güvenlik güçlerinin karakollara, protestocuların evlerine çekilmeleri çağrısında bulunarak, "Dün bu kentin acısı 14 idi. Bugün bu kentin acısı 16 olmuştur" dedi.

DEHSET BILANÇOSU

Açıklamaların yapıldığı saatlerde 2 kişinin daha yaşamını yitirdi.

Sakarya Caddesi üzerinde bulunan evinin damından gösterileri izleyen 9 yaşındaki Abdullah Duran, polisin açtığı ateş sonucu yaşamını yitirdi.

Olaylar esnasında yaralanarak DÜ Tip Fakültesi Hastanesi'ne kaldırılan Mehmet Işıkçı (20) ise yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Aksam karanlığı çöktüğünde IHD günün dehşet veren bilançosunu, 3 ölü, 106 yaralı olarak açıkladı.

KÜRT HALKI 'SERXILDAN' DEDI

Yaşanan olaylar Diyarbakır’a sınırlı kalmadı.

Batman'da 14 HPG'liden Abdullah Rükün'ün (Berxwedan Garzan) cenazesine katılan 10 bin kişi, Öcalan’ın posterleriyle yürüyüş yaptı.

Kenan Demir'in (Mervan) cenazesi ise Siirt'in Gökçebağ beldesinde, binlerce kişinin katılımıyla toprağa verildi.

Cenaze töreni esnasında 16 yaşındaki Muhlis Ete, askerler tarafından silahla vuruldu.

Saldırıyı protesto eden Siirt esnafı, bir sonraki gün kepenklerini açmadı.

Batman'da, 29 Mart sabahından itibaren protestolara başlayan göstericilerin sayısı 10 bini asarken, kentin birçok noktasına askeri birlikler yerleştirildi.

Bankalar Caddesi'nde bulunan çok sayıda banka şubesinin camları kırılırken, 4 katli bir banka binası ateşe verildi.

Olaylarda 20 kişi yaralanırken, 41 kişi gözaltına alındı. Şırnak, Cizre, Urfa, Mardin ve ilçelerinde de kitlesel protestolar yapıldı.

CENAZE TÖRENLERINDE ÖFKE BÜYÜDÜ

Diyarbakır’da 28-29 Mart'ta yaşanan çatışmalarda yaşamını yitiren 3 sivilin cenaze töreninin yapıldığı 30 Mart'ta olayların ilk 2 günü yaşamını yitiren 9 yaşındaki Abdullah Duran, Tarik Atakaya ve Mehmet Işıkçı’nın cenaze töreni için İskanevleri'nde bulunan Şefik Efendi Camii önünde binlerce kişi toplanmaya başladı.

DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk ve MYK üyeleri de Diyarbakır’a gelerek törene katildi.

Yine törende, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, DEP eski milletvekilleri Hatip Dicle ve Selim Sadak ile alt kademe belediye başkanları ve çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcisi bulunuyordu.

Duran, Işıkçı ve Atakaya'nın cenazeleri yeşil, sari, kırmızı renkler ile Demokratik Konfederalizm bayrağı ve Öcalan’ın posterleriyle sarıldı.

Cenazeleri camiden alan yüz binlerce kişi yürüyüşe geçerken, 10 Nisan Polis Karakolu önünde konumlanan yüzlerce polis ve özel harekat timi, bir gruba ateş açtı.

Bu esnada karakol ile grup arasındaki kaldırımda olayları izleyen 7 yaşındaki Enes Ata, gazetecilerin gözleri önünde sırtından aldığı kurşunla yaşamını yitirdi.

Cenazeler sloganlar eşliğinde toprağa verilirken, DTP Eşbaşkanı Türk, bir halkın taleplerine baskı, şiddet, silah ve kursunla karsilik verilemeyeceğini belirtti.

Türk'ün konuşması ardından belediye başkanları ve STÖ temsilcileri yüz binlerden oluşan kalabalığın önünde taziye evine doğru kortej halinde yürüyüş başlattı.

SARON DEGIL ERDOGAN: 'KADINDA OLSA ÇOCUKTA OLSA GEREKEN YAPILACAK'

Kortejin ön kısmı 10 Nisan Polis Karakolu'nun önünden geçtikten sonra polis, silah ve gaz bombalarıyla müdahale etti.

Polisin kitlenin üzerine ateş açması sonucu Devrimci Demokrasi Gazetesi çalışanı İlyas Aktaş, polisin açtığı ateş sonucu başına isabet eden kurşun ile ağır yaralanırken, onlarca kişi ise kursun ve gaz bombaları nedeniyle çeşitli yerlerinden yaralandı.

Resim

Cenaze töreninden sonra binlerce kişi Emek Caddesi'nde bir araya gelerek, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü binasını tas ve molotofkokteyli yağmuruna tuttu.

Rastgele ateş açan polisler, çok sayıda kişinin yaralanmasına yol açarken, helikopterlerden grupların üzerine gaz bombası atılmaya başlandı.

Dicle Haber Ajansı (DIHA) Muhabiri Şakir Uygar da burada güvenlik güçlerinin attığı gaz bombası nedeniyle yaralandı.

Polisin sivillere karşı silahlı müdahalesi sonucu İsmail Erkek yaşamını yitirirken, yine kursun yarası alan Mustafa Eryılmaz da kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.

Yaşamını yitirenlerin otopsi sonuçlarında ise, kurşunların özellikle göğüs ve bas gibi öldürücü noktalara isabet ettiği tespiti dikkat çekti.

Gözaltına alınanların sayısı 3. günde yüzleri asarken, bunların birçoğunu çocuklar oluşturuyordu. Yapılan ev baskınlarında bazı evlerin camları kırılırken, yurttaşlar tehdit ve hakarete maruz kaldı.

Ayni gün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın "Terörün maşası haline gelen her kim olursa olsun, kadın da olsa çocuk da olsa gereken yapılacaktır" açıklaması tansiyonu yükseltti.

Diyarbakır sokaklarına 31 Mart günü 'darbe' görüntüleri hakimdi.

Kentin birçok noktasına polis, asker ve özel harekat timleri konumlandırıldı.

Kimi yerlerde askerler yürüyüş yaptı. Polis Okulu, Emek Caddesi, Bağlar Semti'nin çeşitli mahalleleri ve Kuruçeşme civarına yerleştirilen çok sayıda polis ve askeri aracın yani sıra birçok noktada polis ve askerler barikat kurmuştu.

Göstericilerin kurduğu barikatlar ise polisler tarafından kaldırılmaya başlandı. Kentin birçok yerinde işyerleri 31 Mart günü de açılmadı.

Polis Okulu ve Emek Caddesi civarında uzun namlulu silahlarla gezen kalabalık polis grubu, kapalı olan işyerlerini zorla açtırmaya çalıştı.

Okulların çoğunda örgenci olmadığı için dersler bos geçti. Kentin üzerinden F-16 uçakları ve askeri helikopterler uçuruldu.

YAS EVLERINE SALDIRI

Olaylar esnasında veya yaralı halde kaldırıldıkları hastanelerde yaşamını yitiren 7 yaşındaki Enes Ata, İsmail Erkek, Halit Söğüt, Mehmet Akbulut ve Emrah Fidan'in aileleri, polisin "Cenaze töreni yapmayacaksınız" baskısı nedeniyle, cenazeleri sessizce toprağa verildi.

Olaylarda gözaltına alınanlardan 47'si ise tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Ev ve işyerlerinin yanısıra, yas evlerine de baskın yapılarak insanlar gözaltına alındı, yas evlerinin camları kırıldı.

Kent merkezindeki eylemler azalırken, olaylar Bismil, Ergani, Dicle ve Silvan ilçelerine sıçradı.

Esnafların kepenk kapattığı ilçelerde yapılan protesto gösterilerine güvenlik güçleri sert müdahalede bulunurken, çok sayıda kişi yaralandı, onlarca kişi gözaltına alindi.

BASBAKAN'A ÇAGRI


Olaylar nedeniyle İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu ile Tarım Bakanı Mehdi Eker inceleme yapmak üzere Diyarbakır’a geldi.

Bakanlar esnaf ziyareti yaparken, Türk ve Baydemir de belediye binasında basın toplantısı düzenledi.

Baydemir, Başbakan’ın kendisine yönelik 'sorumsuz' seklindeki beyanına karşı, yurttaşlar adına sorumlu davrandığını belirterek, Erdoğan’ı vicdanlı olmaya davet etti.

Türk ise, Diyarbakır’da insanların güvenlik güçlerinin silahlarından çıkan kurşunlarla vurulmasına tepki göstererek, Başbakan Erdoğan’ın bunun hesabini vermesi gerektiğini vurguluyordu.

Tarım Bakanı Eker ve İçişleri Bakanı Aksu ise ekonomi çevreleriyle bir araya gelerek, yaşanan olaylara ilişkin basına açık değerlendirme toplantısı düzenledi.

Sivillere ateş açan güvenlik güçlerini savunan Bakan Eker'in, "Güvenlik güçlerimiz, huzur ve asayişin sağlanması için her türlü tedbiri almıştır, almaya devam edecektir" seklindeki ifadesi dikkat çekti.

İçişleri Bakanı Aksu ise, bilânçoyu verirken 7 yaşında Enes Ata ve 9 yaşındaki Abdullah Duran'ın ölümüne değinmedi.


Diyarbakır ve Bölge'de demokrasi platformları basta olmak üzere birçok sivil toplum örgütü, Başbakan Erdoğan’ın Baydemir'e yönelik sözlerini kınayan açıklamalarda bulundu.

'GÖZALTI MERKEZLERI ISKENCE ÇIGLIKLARI ILE INLEDI'


Günün en önemli açıklaması ise Diyarbakır Barosu'ndan geliyordu. Baro Başkanı Sezgin Tanrikulu, olaylarda gözaltına alınan çocuklar ve hizmet veren avukatların kötü muameleyle karşı karşıya kaldığını belirterek, "Gözaltı merkezlerinde gözaltına alınanlara kötü muamele ve işkencede bulunuluyor.

Gözaltındakiler yurttaş olarak görülmemekte, adeta düşman olarak görülmekte, bu şekilde davranılmakta.

Bu tutum yaşanan kırılmayı da derinleştirmektedir" dedi.

Kentte aksam saatleriyle birlikte adeta fiili olarak sokağa çıkma yasağı uygulanmaya başlandı.

Sivil polisler ve özel harekat timleri birçok mahallede dükkanların camlarını kırarak, evlere baskın düzenledi. Özel harekat timleri, yurttaşları sokağa çıkmamaları yönünde tehdit ederken, fiili sokağa çıkma yasağı uygulamaya başlandı.

Olayların 4'üncü gününden itibaren kentte artik tam bir sürek avı başlamıştı. Ev baskınları, gözaltılar ve tutuklamalar peş peşe geldi.

KÜRT COGRAFYASI'NDA INTIFADA GÖRÜNTÜLERI

Diyarbakır’da 28 Mart'ta başlayan olaylar 1 Nisan'dan itibaren basta Batman, Mardin'in Kızıltepe ve Nusaybin ilçeleri, Şirnak merkez ve İdil ile Silopi ilçeleri, Dersim, Van, Siirt, Urfa merkez ve Ceylanpınar ile Viranşehir ilçeleri olmak üzere, birçok ilde sokağa dökülen binlerce kişi tarafından protesto edildi.

Günlerce süren olaylar nedeniyle bu kentler de savaş alanına dönerken, onlarca kişi güvenlik güçlerinin kurşunları nedeniyle yaralandı, çok sayıda kişi gözaltına alindi.

Batman'da ayni gün 3 yaşındaki Fatih Tekin açılan ateş sonucu yaşamını yitirirken, Kızıltepe’de ise 31 Mart'tan 3 Nisan gününe kadar süren olaylarda Ahmet Araç (27) ve Mehmet Sıdık Önder (22) yaşamını yitirdi.

Resim


ÖLÜM NEDENI KURSUN VE DARP

Siviller kurşunlara hedef olup vurulurken, vurulanların arasında bazılarının yaralı haldeyken polis ve özel harekat timleri tarafından darp edildiği anlaşılmıştı.

Diyarbakır ve Bölge'de yaşamını yitirenlerin otopsi sonuçları ise yaşanan dehşeti gözleri önüne seriyordu.

Diyarbakır’da yaşanan olaylarda yaşamını yitiren Tarik Atakaya (22), 9 yaşındaki Abdullah Duran, 7 yaşındaki Enes Ata, 8 yaşındaki İsmail Erkek, Mehmet Akbulut (17), Mustafa Eryılmaz (26), Emrah Fidan (18), Mahsuni Mızrak (17), İlyas Aktaş vücutlarının çeşitli bölgelerine aldıkları kursun ve gaz bombaları sonucu hayatını kaybederken; 78 yaşındaki Halit Söğüt de darp edilme suretiyle öldürülmüştü.

Batman'da 3 yaşındaki Fatih Tekin isimli çocuk ile Mardin'in Kızıltepe ilçesinde Ahmet Araç (17) ve Mehmet Sıdık Önder (22) ateşli silah sonucu hayatini kaybetmişti. ANF
azad_26
 
Mesajlar: 128
Kayıt: Cmt Şub 07, 2009 10:11 am

Dön yazarlar bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir