Zazaca Yazınının Tarihçesi

kurdistan cografyasında yaşayan ve yaşanan olaylarla ilgili kişilikler araştırmaları

Zazaca Yazınının Tarihçesi

Mesajgönderen admin » Pzr Ara 26, 2010 1:18 pm

Resim[Seyîdxan Kurij] Tarihte Kırd ve Dımıli kavramları, Zazacanın konuşulduğu yerler, İlk Zazaca tekstler, Modern Zazaca yazını, Avrupa'daki Zazaca yazını, Ülkedeki zazaca yazın, Zazaca ile ilgili diğer çalışmalar, Vate dergisi ve çalışma gurubu üzerine

Zazaca Yazınının Tarihçesi
Seyîdxan Kurij

Bu yazıyı daha önce zazaca olarak yazmış ve ‚Binlom' sitesinde yayınlatmıştım. O zaman okurların istekleri üzerine türkçe de yazmak ve yayınlatmak istedim, fakat site kapanınca bende yazıyı yazmakta acele etmedim. Böylece yazıyı genişleterek tekrar yazmam şimdiye kaldı. Türkçede daha çok zazaca ismi kulanıldığı için bundan sonra yazıda isim olarak zazaca kulanılacaktır.

Bu yazımda kısaca Zazaca lehçesine verilen adlar, zazacanın konuşulduğu bölgeler, zazacanın yazın tarihi, zazaca üzerine yapılan bazı spekulasyonlar ve zazaca konuşan bazı aşiretler hakında yazmak istiyorum.

Lehçemizin isimlemdirilmesi
Bilindiği gibi zazaca bazı değişik isimler ile isimlendiriliyor. Ben zazacayı kürtçenin bir lehçesi olarak kabul ediyorum, bundan dolayı da bu yazıda bu kavramı kulanacağım. Yalnız çoğu zaman bilerek yada bilmeyerek kürtçe denince özellikle küzey Kürdistan da ve Türkiye de hemen akla kurmanci lehçesi geliyor. Oysa bu anlayış ve bu bakış açısı doğru değildir. Küzey Kürdistan da gerek Kürt aydınları arasında gerekse Kürt siyasi hareketleri arasında artık kabul edilmiş, ortak anlayışa göre Kürtçe denince Kürtçenin kurmanci, sorani, Gorani(Hewremani), lori ve zazacadan oluşan bütün lehçeleri anlaşıliyor. Yani bu lehçelerin hepsi birden Kürtçeyi oluşturuyorlar. Bunlardan birisi dil diğerleri onun lehçeleri değildirler. Bu lehçelerin hepsi eşit bir statüye sahiptirler ve hayatın her alanında eşit bir muamele görmeliler.

Konumuza dönersek Bingöl, Palu, Karakocan, Genç, Solhan, Piran, Hani, Egil, Hazro ve Lice de yaşayan halk konuştuğu dile ‚kırdki' kendisine de ‚Kırd' diyor. Dersim, Erzincan, Kığı ve çevresinde yaşayan halk konuştuğu dile ‚ kırmancki', kendisine ise ‚Kırmanc' diyor. Siverek, Çermik, Çunguş ve Gerger' de yaşayan halk ise konuştuğu dili ‚dımıli' kendisini de ‚Dımıli' olarak isimlendiriyor. Ayrıca Bingöl ve çevresindeki ve birçok yerlerdeki kurmanci konuşan halk da zazacayı dımıli olarak isimlendiriyor. Zazaca konuşan halkın büyük bir kesimi kurmanci konuşanları ‚ kırdas', dillerini de ‚Kırdasi' olarak ismlendiriyorlar. Görüldüğü gibi burada zazaca konuşanlar kendilerini Kürt ( zira Kurd ile Kırd arasında sadece bir yarım ses farklılığı var), kurmanci konuşanları kürdümsü olarak isimlendiriyorlar.

Hemen hemen son yıllara kadar hiçbir yerde halk kendisine Zaza ve konuştuğu dile de zazaca demiyordu. Son yıllarda en çok Palu ve Elazığ' da ki halk arasında zazaca ismlemdirmesi sık sık olarak kulanıliyor. Bence bunun önemli nedelerinden biri Palu merkez dir.

Bilindiği gibi Palu Osmanlılar döneminde bir yönetim merkezi idi. Dolayısı ile Osmanlı buraya yöneticiler tayin ederdi. Bundan dolayı Palu merkez de kendisini Türk kabul eden bir kesim hep olagelmiştir. Bunlar kendilerini Türk kabul ederler ve türkçe konuşurlar. Herne kadar bazı araştırmacılar bunları asimile olmuş Kürtler olarak kabul etsede, onlar kendilerini hep türk olarak görmüşler. İşte Palu' daki bu kesim ve Elazığ' daki Türkler zazazca ve zaza isimlendirmesini bu bölgede yaygınlaştırdılar. Böylece özelikle şehirde yaşayan kesimler arasında zaza kavramı yaygınlaştı. Bizim köy Bingöl, Palu ve Karakoçan üçgenindedir, bundan 30 yıl önce bile köylerde zaza kavramı yoktu. Ben Elazığ' da zaza kavramı ile karşılaştım. Elazığlıların meşhur bir lafları vardı, ‚ Zaza, alah kölünü kaza, malını mülkünü bana yaza' derlerdi.

Bunun dışında Koçgiri ve Aksaray gibi Kürdistan' ın dışında yaşayanlar kendilerine Yaza diyorlar, kanımca buda türklerin tesirinden dolayıdır.

Hemen hemen bütün Dersim de sadece ‚Kırmanc' isimlendirmesi kulanılıyor. Dersimliler yaza isimlendirmesini daha çok Palu' lu Kürtler için kulaniyorlar.

Tarihte Kırd ve Dımıli kavramları

Kürtler bir ulusal devlete yani bütün Kürdistan' a hükmeden bir devlete sahip olmadıklarından ve dolayısı ile ortak bir edebiyat ve medya dili kulanmadıklarından bir bölgede kulanılan bir kavram ve isimlendirme çoğu zaman sadece o bölgede kalmıştır ve diğer bölgelerde yaşayanlar çoğu zaman bu kavramı anlamamışlardır. Oysa 'Kırd' kavramına tarihde de rastlanılıyor. Örneğin Yunan yazar Polybe (Polibio) (M.V. 200) “cyrtî”, lerden, Strabon “kîrtî” lerden, romalı tarihçit Tito Livio (M.V 54 – M.P. 17) “Cirtei / Cirti” lerden söz ediyor. Burada açıktır ki bütün bu kavramlar “kird” ya da “kirdkî” ile aynı kelimelerdir. (Malmisanij, Kird, Kirmanc, Dimili veya zaza Kürtleri, Deng Yayınları, Kasım 1996, Îstanbul).

Bu konuda Kemal Badillî şöyle diyor, “Zazalar kendilerini asıl Kürt sayiyorlar ve kendilerine 'kird' diyorlar, diğer kürtlere asıl olarak kurmanci konuşan Kürtlere ise 'kirdas' diyorlar. Onlar 'Kırdasi' yi küçümseme anlamında yani 'kürdüsmsü, kürtçük' anlamında kulaniyorlar.” (Malmisanij, Kırmanc, Dımıli veya Zaza Kürtleri, Deng Yayınları, Îstanbul 1996 ...)

Yine aynı konuda Yiya Gökalp şöyle yaziyor, “Zazalar kendilerine 'kird' ve kurmanclara da 'kürdasî' ya da 'kirdasî' diyorlar.” (Ziya Gökalp, Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik İncelemeler, Komal Yayınları, Ankara, 1975 s. 51)

Dımıli (Dünbüli) ismini ilk kulanan yazar Kürtlerin kokeni konusunda kitap yazmış, 800 yıllarda yaşamış ebu Hanife Dineveri' dir. Bu yazar Gendela ismli bir ağaçtan bahsederken bu ağacın Kürt coğrafyasında en çok 'Dünbüli Diyarında' yetiştiğini yaziyor. Tarihçi Zehebi Müitebihu' n – Nisbe isimli eserinde Dünbülilerin bir Kürd kabilesi olduğunu ve Musul cıvarında yaşadıklarını ifede ediyor. Yine hadis ve tarih bilgini Ebû Tahir es-Silefi, Mu'cem's – Sefer (Gezi Sözlüğü) isimli eserinde hadis hocası Rıdvan bin İbrahim bin Memlan' dan Kürdlerin Dünbüli kabilesine mensup biri olarak söz eder.

Ayrıca 12. Cezire tarihçisi İbnül'l Ezraq, 'el-Fariqi, tarihu Meyyafarqin ve Amid' isimli eserinin 'Mervani Devleti' bölümünde Abdurrahman bin ebi' l – Verd ed- Dünbüli ismli bir devlet adamından bahsetmektedir.

Daha sonra İbn Nuqta el - Hanbeli, 'İbn Nuqta el – İstidrak' isimli eserinde Dünbülilerden kürdlerin bir kabilesi olarak söz eder ve kitabında iki meşhur bilginden söz ediyor. Yazar bu bilginleri Musul' lu olarak tanıtiyor. Bütün bunlar Dünbülilerin ana vatanının Musul olduğu tezini güçlendiriyor.

Yine Sübki, İbn Fazlullah el Umrei ve Maqruzi gibi araştırmacılar da Dünbüllilerin Kürdlerin bir kabilesi olduğunu yazmışlardır.

(Yukarıdaki bilgiler tarihçi Wısıf Zozani' den alınmıştır)

Zazacanın konuşulduğu yerler

Zazaca sadece Küzey Kürdistan' da konuşuluyor. Bazen Musul çevresinde zazaca konuşanlar var, yada İran' da zazaca konuşanlar var gibi şeyler yazıliyor ama bunlar doğru değildir. Musul çevresindekiler Şebek Kürtleridir. Ben 2005 Yılında Süleymaniye' hocamız Mehmed Malmisanıj ile birlikte bir gurup Şebek ile görüştüm ve roportaj yaptım. Onların konuştukları zazaca değil, Hewremaniye daha yakın. İran ' da Mazederani diye bir dil yada farsçanın lehçesi var, zazacaya yakın ama zazaca değildir.

Küzey Kürdistan' ın hiç bir şehrinde homojen olarak sadece zazaca konuşulmuyor. Sadece Bingöl ve Tünceli il merkezlerinde esas olarak sadece zazaca konuşuluyordu, ancak bu iki ilde ilçelerden aldığı göçlerden dolayı şu anda homıjen değildir.

Tünceli ve Bigöl il merkezleri dışında Bingölün bütün İlçelerinde Genç' de sadece zazaca Solhan' da ağırlıklı olarak zazaca ve Kığı, Yedisu, Adaklı ve Yayladere' de de zazaza konuşulur. Dersimin Ovacık, Nazmiye ve Hozat ilçelerinde ağırlıklı olarak zazaca Çemişgezek ve Pertek ise kısmen zazaca konuşulur. Elazığ' ın Palu, Karakoçan, Maden, Kovancilar, Arıcak ve Sivrice ilçeşerinde, Diyarbekir' in Lice, Pîran, Çermik, Çunguş, Hazro, Hani, Egil, Kulp ve Ergani ilçelerinde zazaca konuşulur. Sivas' ın Zara, İmranli, Ulaş, Kangal, Hafîk, Divriĝi ve Gürün' ün bazı köylerinde, Erzurum' un Hinis, Aşqele, Tekman ve Çat' bazı köylerinde, Erzincan' ın merkezinde ve Tercan, Kemax' ın bazı köylerinde zazaca konuşuluyor. Yine Varto ve Siverek ilçelerinde ağırlıklı olarak, Gerger' de Aksaray' ın bazı köylerinde, Motki de ve sason, Potürge, Arguvan' ın bazı köylerinde, Kelkît, Şîran, Sariz, Ardahan ve Kars' ın birkaç köyünde zazaca konuşuluyor.

İlk Zazaca tekstler

Bügüne kadar yapılan çalışmalara göre zazaca ilk defa Rusdilnilimcisi Peter.A.J .Lerch tarafından yazıya dökülmüştür. Rusya Kraliyet Bilimler Akademisi çalışanı

Peter.A.J .LerchKrallık Bilim Akademesi tarih - Filoloji bölümünün verdiĝi görev üzerine Rusya' nın 1856 yılında SMOLONSK vilayeti dahilindeki ROSLOW da bulunan savaş esiri Kürtler arasında bir süre kalarak onlar ile roportajlar yapiyor ve buradan topladığı materyallerden istifade ederek Kürtçe üzerine çalışmlar yürütüyor.

Burada bulunan 12 Kürd arasında Bingöl' ün Sivan bölgesinden 3 tane zazaca konuşan da var.

Peter.A.J .Lerch bu çalışmalarını ”Kürtler ve İrani Küzey Keldaniler üzerine araştırmalar”ismi ile kitap olarak yayınlatmıştır.

Dil bilimcisi Peter Lerch bu 3 Bingöl' lü ile burada kaldığı sürece sohbet etmiş, onlardan masallar ve bazı yaşanmış olayların hikayelerini dinlemiş, onlar ile roportajlar yapmış ve bu dinlediklerini daha sonra yazıya dökmüş. Ancak Peter Lerch bu zazaca tektsleri Lepsius Linguistik Alfabesi isimli özel bir alfabe ile yazmış. Toplamı 8-9 teksten oluşan bu yazılardan bir iki tanesini araştırmacı - yazar M. Malmîsanij bügünkü alfabeye traskiripe ederek 1985 yılında Paris Kürt Enstitusu tarafından yayınlanan “Hevî” dergisinde yayınlandı. Daha sonra bu tektslerin hepsini benim tarafımdan bügünkü alfabeye transkiripe edildiler ve 1990 yılında İstanbul' da yayınlanan haftalık “Azadî” gazetesinde dizi olarak yayınlandılar.

Daha sonra İranolog Oskar Mann 1906 yılında Siverek ve Bingöl' de derleme çalışmaları yapmış. Oskar Mann' ın ölümündensonra Karl Hadank onun çalışmalarını 1932 Leipzig' de
„Mundarten der Zâzâ – Sewreg und Kor (Zazacanın Ağızları – Siverek ve Kor“ismi ile yayınlattı. Kor' ın aslında adı 'Kur' dır ve benim köyümdür, yani Bingöl' ün bir köyüdür.

Kürt tarafından yazılan ilk zazaca tekst Mela Ehmedê Xasî ' nin yazdığı “Mewlidê Nebî”isimli manzum eserdir. Hazreti Muhammed'in doğuşunu anlatan bu şiirsel anlatım eseri 1898 de yazışmış ve 1899 da Diyarbakır' da Lîtografya basım evinde 400 adet basılmış. Mela Ehmedê Xasî bazı şiirler de yazmış, ama şirleri basılmamış. Ehmedê Xasî (1867-1951) Lice' nin Hezan köyünde doğmuş, fakat onun dedeleri Palu tarafından buraya gelmişler. Bazı kaynaklara göre asıl olarak Palu' nun Xêlan köyünden Lice' ye gelmişler. Bügün de bu köyde 'Keyê Xasûn – Xasûn Ailesi' diye bir aile var Xêlan da.

Zazaca yazılan ikinci kitap ise' Bîyîşa Pêxamberî – Peygamber' in Doğumu ' adlı manzum bir eserdir. Bu zazaca mewlut de Osman Efendîyê Babijî (1852-1929) tarafından yazılmıştır. Ancak bu eser daha sonra 1933 de Şam da Celadet Alî Bedirxanî (1893-1951) tarafından yayınlatılmış.


Bu iki eserde hem şiir olmaları itibari ile heme de peygamberi anlatmaları itibari ile halk arasında yaygınlaşmışlardır. Mevlut geleneği Kürdlerde çok yaygın olduğundan bu eserler Kürdistandaki medreselerde ve mewlut şölenlerinde sürekli okunmuşlardır.

Bu iki Mevlut' de arap alfabesi ile yazılmışlardır. Yine her iki mevlut de araştırmacı - yazar M. Malmîsanij tarafından latin alfabesine traskiripe edilerek 1985 yılında Paris Kürt Enstitusu tarafından yayınlanan “Hevî . 6” dergisinde yayınlandılar.

Modern Zazaca yazını

Cümhüriyetin kuruluşundan(1923) 1960 lara kadar hiç bir zazaca tekste rastlanmiyor. İlk defa İstanbul' da 1963 de yayınlanan 'Roja Newe' adlı bir Kürt dergisinde 2 tane zazaca tekst yayınlanmıştır. Bu tekstlerden birisi Bingöl yöresinden bir klam dır, diğeri ise bir Kürt sürgünün anılarıdır. Daha sonra 1975 önce Ankara' da „ Özgürlük Yolu - Riya Azadî “ ve ardından „ Roja Welat“ ve ' Devrimci Demokrat Gençlik' dergi ve gazetelrinde bazen zazaca tekstler yayınlanmıştır. Bu tekstler daha çok folklorik tektslerdir ve kısa haberlerdir. Özgürlük Yolu ve Roja Welat de daha çok Munzur Çem' ın yazdığı zazaca tekstler yayınlanmıştır.
1979 sonbaharında Îzmîr de „ Tîrej“ adında bir Kürtçe dergi yayın hayatına giriyor. Mevsimlik olarak ttasarlanan derginin 3 sayısı İzmirde basıliyor. 4. sayısının hazırlıkları İzmir' de yapılmasına rağmen 1980 askeri darbesi olduğundan bu sayı İsveç' de basıliyor. İlk defa 'Tırej' dergisi zazaca üzerinde cidi olarak duruyor. İlk sayısı toplamı 63 sayfa olan derginin 19 sayfası zazacaya ayrıliyor. 'Tırej' folklorik tekstlerin yanında ilk defa zazaca hikaye ve şiirler, gramer üzerine yazılar ve de yabancı dillerden yapılan tercümeler yayınlanmıştır. Tırej dergisinin zazaca bölümünü sorulu redaktörü Mehemed Malmîsanij dır.

Şeyh Said' in oğlu Şeyh Selahaddin 1977 muritlerine yönelik dini mesajlar içeren 'Beyatname' adlı bir broşur yayınlatmıştır. Bu broşur daha sonra 'Vate' dergisinde yayınlandı.

Avrupa'daki Zazaca yazını

1980 de Türkiye de yapılan askeri darbeden sonra bütün kürtçe ve Kürtlere ait dergi, gazete ve yayınevleri kapatıldılar ve sorumluları ya cezaevine konuldular yada yurt dışına çıkmak zorunda kaldılar. Küzey Kürdistanlı politik kadroların çoğu önce ortadoğuya çıktılar, oradan da Avrupa' ya gitmek zorunda kaldılar. Böylelikle ülke başlayan entelektuel faaliyetler Avrupa ' da sürdürüldü. 1980 Kürt sürgünleri Avrupa' da bir Kürt ronesansı başlatılar. En yoğun yazın faaliyetleri İsveç' de sürdürüldüğü için yerinde olarak Kürt edebiyat dünyasına İsveç ekolu diye bir kavram da girdi.

Evet Avrupa' da kı bu çalışmalardan azazaca yazını da payına düşeni aldı. 1979 – 80 ıtibaren Avrupa yayınlanan Kurdistan İşçi Dernekleri federasyonu yayın organı „Dengê Komkar“ dergisi ve 'Armanc' dergisinde zazaca yazılar yayınlaniyordu. „Dengê Komkar“ türkçe – kürtçe olarak yayınlaniyordu ve zazaca yazılar düzensiz olarak yayınlaniyordular fakat ' Armanc' önce türkçe kürtçe sonradan sadece kürtçe olarak yayınlandı ve sürekli zazaca sayfa ya sahipti. Bu sayfayı hazırlayan M.malmisanıj dır.

1985' den itibaren Paris Kürt Enstitusü tarafından ‚Hêvî' adında kürtçe bir dergi yaynlamaya başladı. 'Hêvî' dergisinin her sayısında önemli bir kısmı zazacaya ayrıldı. Burada da zazaca folklorik yazılar, gramer ve sözlük çalışmaları, transkiripe edilmiş yazılar yayınlandılar.


Bunun dışında 2000' lere kadar Avrupa yayınlanan “Mızgin”, “Gaziya Welat”,“Berhem”ö

“Kürdistan Press”, 'Berbang' “Wan”, “ Çarçira”, “Hêlîn”, 'Roja Nû', „ Niştiman“, “Çira”, “Demokrat”, “Heviya Gel ”, “Rewşen”, “ Lékolin” gibi dergi ve gazetelerde zaman zaman zazaca yazılara yer verildi.

Kürtler bir devlet aygıtına sahip olmadıklarından ve dolayısı ile üniversiteleri ve bilim ve sanat akademileri olmadığından ulusun bütün sorunları ile i,lgilenmek Kürt siyasi hareketlerinin üzerinde kalmıştır. Son yıllara kadar hemen hemen dil, kültür ve tarih alanındaki bütün çalışmalar siyasi hareketlerin insiyatifinde yapılmıştır. Dolayısı ile yukarıda saydığımız gazete vedergilerin çoğu siyasi hareketlerin insiyatifinde yayınlanmışlardır. Ancak bunlardan tarafından Hevi, Mizgîn,Berhem ve Çira direk bir siyasi hareketin insiyatifinde olmayan dergilerdir.


1980' den sonra zazacayı kürtçe olarak ve kendilerini Kürt olarak görmeyen kesimlerde bazı dergiler yayınladılar. Başlıcaları 'Arye', 'Ware', 'Tija Sodıri', 'Kormışkan', 'Piya', 'ZazaPress', 'Raya Zazaistani', 'Vengê Zazaistani', 'Zazaki', 'Zerq', 'Pir', 'Raştiye', 'Desmala Sure', 'Waxt' ve 'Çime'olan bu dergiler de Kurmanci yazılara yer verilmiyor. Bunların hemen hemen hepsi türkçe - zazacadır ve siyasi dergilerdir.

Son dönemde bir kaç sayfası kürtçe olarak yayınlanan 'Özgür Politika' gazetesi zazaca yazılar da yayınliyor.

Tekrar ülkedeki zazaca yazın

1990' lardan itibaren Kğrtler tekrar Türkiye' de ve Küzey Kürdistan' da gazete ve dergiler yayınlatmaya başladışar. Bu süreç de İstanbul' da yayınlanan ilk Kürt dergisi 1988' de yayın hayatına başlayan 'Medya Güneşi' dergısıdır. Başta Medya dergisi olmak üzere daha sonra Kürtçe ve türkçe olarak yayınlanan 'Newroz', 'Rojname', 'Jiyana Nu', 'Roj', 'Nuroj', 'Govend', 'Newroz Ateşi', 'Hevdem', 'Serketın', 'Azadi', 'Denge Azadi', 'Ronahi', 'Hévi', 'Roja Teze', 'Deng', 'Welat', ' Azadiya Welat', 'War', 'Nûbihar', 'Munzur', 'Binyad', 'Dema Nû','Bîr', ' Dersim', ‚Gimgim', ve 'Munzur Haber' gibi gazete ve dergiler de zaman zaman zazaca yazılar yayınlandı. Bunlardan 'Bîr', 'Munzur Haber' 'Nûbihar', ' Azadiya Welat', ve 'Dema Nû' yayınlarını sürdürüyorlar.


Bu dergilerden 'War' ve 'Bîr' dergileri zazaca konusunda önemli çalışmalar yayınladılar.

Ayrıca kendilerini kürt olarak kabul etmeyen çevrelerin yayınladıları sadece zazaca olan fakat ömürleri çok kısa süren 'Vatı' ve 'Mıraz' dergilerini de anmak gerekiyor.
Zazaca yazınının en önemli eseri hiç kuşkusuz 'Vate' dergisidir. Zazaca alanında yapılmış diğer çalışmalara da değindikten sonra 'Vate' üzerinde özel olarak durmak istiyorum.


Şu anda İstanbul' da faaliyet yürüten ' Vate','Tîj' ve ' Perî' yayınları zazaca kitap yayınını sürdürüyorlar. Şimdiye kadar tahminen 100 kadar kitap yayınlanmıştır.

Zazaca ile ilgili diğer çalışmalar

Bizim bilgilerimiza göre ilk düzenli zazaca radyo yayını Almanya' nın Duisburg kentinde 1991 yılında başlamıştır. 1991 yılında Duisburg radyosunda halk kürsüsü kapsamında ' Dengê Kurdan lı Duisburgê' adı ile Almanca – Kürtçe(kurmanci, Zazaca) haftalık bir program yayınlanmaya başlandı. 2010' a kadar sürdürülen bu yayının her programında zazaca da vardı. Daha sonra Duisburg radyosunun ana programında, Essen ve Hamburg şehirlerinde zazaca radyo programları yapıldı.

1995 yılında Medya TV televizyon yayınlarına başladı. İlk yayınlarından itibaren önce Medya TV daha sonra Roj TV de zazaca programlar yapıldı. 2000 li yıllardan itibaren Düzgün Tv, Ses Tv, Yol Tv ve Kurd1 televizyon kanalları da zazaca programlar yayınlamaya başladılar.

2004 de Türkiye' de Avrupa birliği uyum yasaları çerçevesinde TRT de haftalık 30 dakika olmak üzere zazaca yayın yapılmaya başlandı. 2009 yılında Türkiye hükümeti TRT6 adı ile 24 saat kürtçe yayın yapan bir televizyon kanalı kurdu. Bu kanlada sürekli zazaca programlar da yayınlaniyor.

1980' den itibaren Avrupa' da örganize edilen Kürt kültür gecelerinde zazaca skeçler sahleniyor, ancak 1990'dan itibaren bazı tiyatro oyunlarındada zazaca kulanılmaya başlandı.

1990 – 91 de Köln şehrinde faaliyet yürüten Botan tiyatro sahnelediği 'Mem û Zin' oyununda ve daha 2001 ' de Zagros tiyatrosunun sahnelediği 'Macir Rızo' oyununda kurmancinin yanında zazaca da kulannıldı. Yine bazı kültür gecelerinde zazaca kabaretlere yer verildi.


İstanbul' da ki Seyri – Masal tiyatrosu başta 'Şahmaran' oyunu olmak üzere sürekli zazaca tüyatro oyunları sahneliyor.

Dizarbakır Şehir Tüyatrosu Ekim 2010 da „ Sen Gara değilsin“ alı oyunu zazaca olarak sahneledi.
1990' dan itibaren Almanya' nın Köln, Darmstadt, Frankfurt, Berlin, Duisburg, Stuttgart, Bremen, Essen ve Hamburg wehirlerinde değişik Kürt derneklerinde Almanyanın Yüksek halk Okullarında (VHS) dil kurslarında zazaca dersler verildi.

2003 yılında Bremen şehrinde bir okul dönemi 2 ilk okulda ana dilde eğitim kapsamında zazaca desr verildi.


2005 yılında Berlin' de Kırmancki(Zazaca) dil ve Kültür enstitusu kuruldu. Bu Enstitude kuruluşundan itibaren zazaca dil desrleri veriliyor.

2000 yılından itibaren Istanbul, Ankara, Diyarbakir ve Bingöl' de bazı Kürt dernekleri zazaca dil kursları yaptılar.


2010 yılında Artuklu ( Mardin) yaz döneminde de zazaca ve kurmanci bir program uygulandı. Halen bu Üniversitede Master programı uygulaniyor. Yine 2010' dan itibaren Tunceli üniversitesinde zazaca seçmeli ders olarak programa alındı.

Sinemada zazaca ilk defa Kürt yönetmen Yilmaz Güney' in „ Duvar“ filminde kulanıldı. Daha sonra Mahsun Kirmizigül „Beyaz Melek“ filminde zazaca dialoglara yer verildi.

Nuray Şahin' ın Almanya' da çektiği Tüyü Takip Et (Perre Dıma So) filmi ilk Zazaca uzun metrajlı film olarak kabul edilmektedir; Zazaca-Almanca. Yine Ayten Mutlu tarafından İsviçre' de “Zara“ adli bir film Almanca ve Zazaca olarak çekildi. Can Baz ,Waş ve Dersim 38 belgesellerinde de zazaca kulanıldı.

Vate dergisi ve çalışma gurubu üzerine *

Daha önce yazdığım gibi12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra içeride henüz yeni filizlenmeye başlayan Kürt dili ve edebiyatı çalışmalarına yurt dışında devam edilmeye başlandı.

1980'li yılların başından itibaren özellikle Avrupa'da daha sonra da Türkiye'de yayınlanmaya başlanan hemen hemen bütün Kürt gazete ve dergilerinde değişik konuları işleyen zazaca yazılara yer veriliyordu. 1990´lı yıllardan itibaren zazacaya talep artmaya başladı ve zazaca yazanların sayısında da bir artış görülmeye başlandı. Fakat yazanlardan hemen hemen herkes kendi bildiği gibi yani kendi yöresine göre yazıyordu. Ortak gramer ve yazım kuralları, ortak bir terminoloji mevcut değildi.


Bundan dolayı zazacanın farklı şive ve ağızları ile yazılan metinler kırdların okur-yazarları ve hatta üniversite eğitimi görmüşleri tarafından bile iyi bir şekilde anlaşılmıyordu. Örneğin bir Bingöllü'nün yazdığını bir Dersimli, bir Piranlı'nın yazdığını bir Palu'lu anlamıyordu. Dolayısı ile yazı dili etkili bir iletişim aracı olma fonksiyonuna sahip olamıyordu. Ayrıca şiveler ve ağızlar düşüncelerin, duyguların yazılı bir biçimde ifade edilmesine yeterince olanak vermiyordu. Bilindiği gibi fonksiyonel bir yazı dili bazı standartlara ve ortak kodlara muhtaçtır.

Bu durum uzun yıllardır zazaca yazan ve bu konularda kafa yoran insanlarımızı rahatsız ediyordu. Bu sorunlara çözüm bulabilmek için önce İsveç'te bazı arkadaşlar kendi aralarında bir tartışma başlattılar, daha sonra Avrupa' da yaşayan diğer zazaca yazanlar ile ilişkiye geçildi. Belli bazı ön çalışmaların ardından ağustos 1996 da, daha sonra “Kombîyayişê Kirmanckî” olarak adlandırılan zazacanın standartlaşması amacıyla başlatılan toplantıların ilki yapıldı. Sonra da yılda bir ya da iki kez olmak üzere bir araya gelindi. Şu ana kadar 18 toplantı yapıldı. Bu toplantıların 2 tanesi Almanya' da, biri Federal Kürdistan'ın başkenti Hewler'de 2 tanesi Diyarbakır'da 12 tanesi İsveç'te son toplantı geçen yaz Dersim' de yapıldı.

Bu gurup Mart 1997'de İsveç'te yapılan ikinci toplantıda aldığı bir kara ile 'VATE' adında bir dergi yayınlama kararı aldı. Ondan sonra bu gurup kamuoyunca 'Vate çalışma gurubu' olarak tanınmaya başlandı. Ayrıca gurup' ta daha sonra yayınlattığı çalışmalarında bu ismi kulandı. Vate gurubu alfabe olarak Kürtçede bugün kullanılan Celadet Bedirxan' ın alfabesini kullanıyor.

Vate çalışma gurubu şu esaslara göre çalışır: Toplantılarını tespit konulara göre bazı arkadaşlar ele alınacak konularla ilgili ön çalışma yapmak üzere görev alıyorlar. Bu arkadaşlar hazırladıkları çalışmaya e-mail gurubun diğer üyelerine ve ilgili başkalarına gönderiyorlar. Konu ile görevli arkadaş gelen önerileri de ekleyerek taslak çalışmayı 'VATE' dergisinin baş redaktörü Mehemed Malmisanıj' a gönderiyor. Malmisanıj taslağa son şeklini verip gelecek toplantıya getiriyor. Böylece üzerinde çalışılan şeylerin zazacada değişik bölgelerde kullanılan bütün karşılıkları tespit ediliyor. Bu toplantılarda sözcüklerin eğer varsa farklı telaffuz biçimleri ve eşanlamlıları tespit ediliyor. Eşanlamlı kelimelerin tümü standart sözcük olarak alınıyor. Ancak farklı telaffuz biçimlerinden toplantıda ortak tespit edilen bir kelime standart olarak alınıyor, diğerleri ise varyant olarak sözlükte yazılıyor.


Vate çalışma gurubunun amacı yeni ve eklektik bir dil yaratmak değil, tam aksine var olanın anlaşılabilmesi için standartlaşmaya gidiliyor ve dil geliştirilip güçlendiriliyor. Struktur olarak ta mümkün olduğu oranda farklı şivelerdeki ortak formlar tercih edilerek ilk etapta zazalar arasında yazılı iletişimin kolaylaştırılması hedefleniyor.

Vate çalışma gurubu bazılarının yaptığı gibi ilada zazaca olsun diye çok zorunlu olmadıkça yeni sözcük türetme yoluna gidilmiyor. Öncelikle halk arasında kullanılan sözcükleri ortaya çıkarmaya çalışıyor. Zazacada olmayan yeni şeyler içinde, özellikle terminoloji alanındaki çalışmalarda dilin kurallarına göre ve beli bir sistem ile yeni sözcüklerde tespit ediliyor. Tercih edilecek sözcükler eğer zazaca konuşlan yörelerin birçoğunda ortak değilse, başka kriterler dikkate alınıyor. Sözcük ile ilgili etimolojik bir araştırma yapılıyor, Kürtçenin diğer lehçelerindeki yazılış biçimine, yörede konuşulan diğer dillere ve özellikle Farsçaya bakılıyor. Tüm bu veriler değerlendirilerek tercih edilecek sözcük seçiliyor. Eğer sözcük yabancı bir dilden gelme ise orijinal dile yakın olan biçimi tercih ediliyor. Toplantılarda belli bir konuda mutabık kalınmazsa çoğunluğun görüşüne başvuruluyor ve çoğunluğun kararı bağlayıcı oluyor.

Vate Çalışma gurubu yazılı olmasa bile bazı ilke ve amaçları sahiptir, bunlar kısaca şöyle özetlenebilinir:

• bu toplantılara katılan herkes kendisini Kürt, zazacayı da Kürtçenin bir lehçesi olarak görüyor.
• toplantılara katılan kişilerin siyasal görüşleri değil ama toplantılara sunabileceği katkı esas alınıyor. Bu nedenle toplantılarda çok farklı siyasal görüşlerde olan arkadaşlar katılıyor.
• katılımcıların zazacanın konuşulduğu Kürdistan'ın değişik yörelerinden olmalarına çalışmanın kalitesi açısından dikkat ediliyor.
• katılımcıların zazaca ile bir biçimde ilgili olması gerekiyor.
• toplantılarla alınan kararlar katılımcılar tarafından yazı dilinde kullanılıyor.
• toplantılar standartlaşmayı hedefleyen birkaç işi bir arada yapmaya çalışıyor:

a) önem ve aciliyetine göre değişik imla kurallarının tespiti her toplantıda gündem maddelerinden biri oluyor.
b) değişik alanlarda müşterek bir terminolojinin tespiti toplantıların bir diğer konusu. Örneğin, hukuk, edebiyat, eğitim, askeri, bilgisayar, idari, dil ve benzeri konularda terminoloji oluşması için önemli çalışmalar yapıldı. Ve terminoloji çalışması devam ediyor

c) gramerle ilgili değişik konular ele alınıyor ve bazı tespitler yapılıyor. Örneğin isim, sıfat, zamir, edat ve diğer kelime çeşitlerinin bazı formları tartışılıyor ve müşterek formların tespitine gidiliyor.
ç) diğer çalışmaların yanında Kırmanccanın mümkün olduğu oranda bütün şive ve ağızlarının sözcük dokümantasyonu yapılıyor.
d) bu toplantıların sonucu tespit edilen sözcüklerden bir sözlük hazırlanıyor. İlk sekiz toplantının sözcüklerinden oluşan sözlük iki yıl önce İstanbul da yayınlandı. Bu sözlüğün genişletilmiş ikinci baskısı 2004 ün aralık ayında İstanbul da Vate Yayınları tarafından yapıldı. Bu baskı da son 12 toplantıda tartışılan sözcüklere yer veriliyor. Ve 16 toplantının çalışma sonuçlarının yer aldığı üçüncü baskı 2009 yılında İstanbul da Vate Yayınları tarafından basıldı. Yine imla ve gramer üzerine yapılan çalışmalar 2005 yılında İstanbul' da Vate Yayınları tarafından 'Rastnuştişê Kırmanckî (Zazakî)' adı ile yayınlandı.


Vate çalışma gurubu çalışmalarına Avrupa' da başladı ve ilk zamanlar katılımcılar sadece Avrupa'dan idi, ancak 2005 yılından itibaren toplantıları ülkeye de yapmaya çalışıyor ve dolayısı ile artık ülkeden Vate toplantılarına katılanlar oluyor.

Yukarıda yazdığımız gibi 1997 yılının mart ayında yapılan ikinci Vate gurubu toplantıda bir derginin çıkarılması kararı alındı. Derginin çıkarılma gerekçeleri arasında toplantı kararlarının yayınlanması ve alınacak kararların pratikte uygulanması gibileri de vardı. Oluşturulan Vate redaksiyona dergiye gelen yazıların toplantı kararlarına uygun olarak redakte edilmesi sorumluluğu verildi. Böylece toplantılarda alınan kararların pratikte uygulanmasının yolu açıldı.

Vate dergisi şu ana kadar 34 sayı çıktı. Vate dergisi zazacanın gelişip serpilmesi için şu ana kadar bu alanda atılmış en önemli adımdır. Birçok Kürt dilbilimciye göre 'VATE' dergisi 'Hawar' dergisinin kurmanci için oynadığı rolü zazaca için oynamaktadır. Yani kurmanca için 'Hawar' ın anlamı ne ise zazaca içinde 'VATE' nın anlamı odur. Ayrıca Vate dergisi bugüne kadar gerek zengin içeriği ve yazıların kalitesi bakımından, gerekse yayın yaşamını sürdürmedeki ısrarı ve okuyucularının aktif desteği bakımından bir ilktir.

Vate sadece Avrupa'da değil aynı zaman bütün sayıları İstanbul'da da basıldı. Türkiye ve Kürdistan'ın önemli merkezlerine Vate ulaşıyor. 21. sayıdan itibaren dergi İstanbul'da bir büroya da kavuştu. Bu derginin dağıtımında, okuyucu ile ilişkilerinin gelişmesinde önemli bir katkı sudu. Bu çalışmaların sonucunda özellikle son sayılarda Kürdistan'dan Vate'ye yazı yazanların sayısı çok arttı. Bununla birlikle genel olarak zazaca yazanların sayısında da bir artış görüldü.
Bu konu ile ilgili bazı sayıları vermek gerekirse, şunu söyleyebiliriz.


Örneğin 'Vate' nin 1- 10 sayıları arasında yazar sayısı 48 idi, bu sayı 1 – 21 sayıları arasında 91 ' e çıktı. Yani 11 -21 sayıları arasında 43 yeni yazar eklendi. Yine 1 – 10 sayılar arasında Kürdistan ' dan yazan yazar sayısı 8 idi, 1 – 21 sayıda bu sayı 31 ' e yükseldi. 11-21 sayıları arasında ülkeden 23 yeni yazar ortaya çıktı.

Vate Çalışma gurubunun çalışmalarından sonra zazaca kitap basımında da bir artış ortaya çıktı. Örneğin 1899 ' dan 1996 ' ya kadar sadece 23 zazaca kitap basılmıştır. Ancak 1996' dan 2008' e kadar 73 zazaca kitap basılmıştır.

Bütün bunlar göz önüne alındığında Vate çalışma gurubunun çalışmalarının önemi ortaya çıkar. Aslında Vate Çalışma Gurubu ve VATE dergisi zazacada bir Rönesans başlatmıştır denilebilinir.

*Not: Bu yazının hazırlanmasında büyük oranda J. Îhsan ESPAR'ın 2004 yılında Berlin' de verdiği bir konferans için hazırladığı yazıdan yararlanılmıştır.

Kaynak: http://turkce.kurdistan-aktuel.org/yaza ... xan-kurij/
Wêngu Rêngî Hêrîdonî
Kullanıcı avatarı
admin
Mesaj Panosu Yöneticisi
 
Mesajlar: 209
Kayıt: Çrş Oca 28, 2009 11:30 pm
Konum: yönetici

Dön Kurdistandan Portreler

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron