Husên Hiznî Mukrîyanî (1893-1948)

kurdistan cografyasında yaşayan ve yaşanan olaylarla ilgili kişilikler araştırmaları

Husên Hiznî Mukrîyanî (1893-1948)

Mesajgönderen admin » Pzr Oca 22, 2012 9:35 pm

Resim
Husên Hiznî Mukrîyanî (1893-1948)
Kürt aydınlanmasının şüphesiz en önemli ismi olan tarihçi, gazeteci-yazar, estetisyen ve modernist Husên Hiznî Mukrîyanî, 12 Eylül 1893′te Mehabad yakınlarındaki Hecî Hesena köyünde doğdu. İlk eğitimini Mehabad eşrafından olan babası Qasim Seîd Bey ile yine Hecî Hesena köyünde medresesi olan dayısı Mehemed Sadiq’tan aldı. Daha sonra resmî okula başladı.
Maceralı yaşamı ve Kürtlerin çektiği acılardan dolayı kendisine “hüzünlü” manasına gelen Hiznî adını koyan Mukrîyanî, 12 yaşındayken babasının telkiniyle köyünden ayrılarak önce Tahran’a, ardından Tebrîz ve Erîvan’a gitti. Dönemin okullarında okuyarak eğitim gördü ve birçok alanda kendisini yetiştirdi. Özellikle aynı dönemde başkaldırılardan dolayı çocuk yaşta Kürdistan coğrafyasının sömürüldüğüne ve Kürtlerin gördüğü baskılara tanık oldu. 1910 yılında Erivan’dan da ayrılarak Rusça öğrenmek için Moskova’ya ve ardından Petersburg şehrine giderek tarih alanında eğitim aldı.
Rusya’da bir buçuk yıl kaldıktan sonra önce Afganistan’a sonra da Hindistan’a gitti ve Sanskritçe öğrendi. Bir süre sonra da çeşitli Asya ülkelerini dolaşmak için Hindistan’dan ayrıldı. Henüz 20 yaşına varmadan Mısır, Lübnan, Yemen, Hîcaz gibi Arap Yarımadası ülkelerini de dolaştı ve iyi derecede bildiği Arapça, Hintçe, Farsça, Rusça ve Türkçe gibi dillerde yazmaya başladı.
21 yaşında dönemin Kürt bilincinin geliştiği merkezlerden biri olan İstanbul’a gitti. Burada Kürt aydınlarıyla buluştu ve millî Kürt bilincinin geliştirilmesi için çeşitli çalışmalarda bulundu. Gazeteci Mihemed Mihrî Bey ile birlikte bir yıl boyunca Kürdistan dergisini çıkardı ve derginin yayınını sürdürmesi için aktif olarak çalıştı. İstanbul’daki Kürt cemiyetlerinin toplantılarında sürekli olarak dikkati Kürtlerin eğitim alanındaki eksikliklerine çekti ve bunun giderilmesi için komiteler kurulması gerektiğini önerdi. Ulusal bilinç ve kültürün geliştirilmesi ve eğitimin yaygınlaştırılmasında yayıncılığın önemini kavradığı için Kürtlerin yayın alanında gelişmesi için Mihemed Mihrî Bey’den izin alarak Avrupa’ya gitti. 1914 yılında önce Fransa ardından da Almanya’ya gitti ve burada elindeki bütün parasıyla küçük bir basım tezgahı alarak İstanbul üzerinden Halep’e döndü. Kimi araştırmacılara göre ilk kitabını da Berlin’de basarak Kürtçe basılı kitap yayıncılığının ilk adımını atan Mukrîyanî, Arapça kalıpların yetersiz gelmesi nedeniyle yeni kalıplar döktürerek Arapça harflerle Kürtçeye uygun ilk matbaa basımını gerçekleştirdi. Böylece Murkîyanî, daha sonra da geliştirilen ve bugüne dek kullanılan Arapça harfli Kürtçe’nin de baskıdaki kullanım standartlarını belirlemiş oldu.
1915 yılında Ehmedê Xanî’nin Mem û Zîn adlı eserinin yeniden basımını yapan Mukrîyanî, bu tarihten sonra matbaasında birçok kitabın dizgisini yaptı ve Kürtçe klasikleri yeniden basarak okuma yazma öğretmek için Kürdistan’da köy köy dolaştı. Halep ve çevresinde Kürt aydınlarının uğrak yeri olan matbaasında Çîyayê Kurmanc adıyla çıkardığı gazete de Kürt bilincinin yeşertilmesi alanında paha biçilmez bir görev yürüttü.
1925′te Kuzey Kürdistan’da Şêx Said başkaldırısının başlamasıyla birlikte Husên Hiznî Mukrîyanî, Diyabekir adlı bir dergi çıkarmaya başladı. Kürtçe ve Fransızca dillerinde yayın yapan dergi yazılarında başkaldırının propagandasını yapmakta ve Kürtler için bağımsız bir devlet kurmanın vaktinin geldiğini ifade etmekteydi. Ne var ki Türk hükümetinin kuzeyde giriştiği kanlı bastırma harekatının bir yansıması olarak o da Halep’te taciz edilmeye başlandı ve birkaç kere matbaası basılarak kalıplarına el konuldu. Baskıların artması sonucu Mukrîyanî, bir gece ansızın kendi matbaasını çalarcasına Bağdat’a taşıdı. Fakat burada da kendisine rahat verilmeyince Güney Kürdistan’daki Rewanduz şehrine gitti ve matbaasını burada yeniden kurdu.
25 Mayıs 1926′da Zarî Kurmancî (Kürtçe Çığlık) adıyla bir dergi yayınlamaya başladı. Daha çok tarihi konular ile güncel konuların karşılaştırıldığı bu dergi Kürtçe şiirin gelişimi için de önemli bir kaynaktı. 1932′nin Temmuz ayına kadar yayınını sürdüren dergi 24 sayı çıktı. 1933′te Süleymanîye’ye giden Mukrîyanî, burada Pîrêmerd (Süleymaniyeli Tevfik) ile birlikte çalışmaya başladı ve 1934′te Jiyan adlı bir günlük gazete çıkarmaya başladılar. 1935-1936 yıllarındaysa Avukat Şît Mustafa ile birlikte Ronakî adlı bir dergi çıkaran Husên Hiznî Mukrîyanî, 1942-1946 yılları arasında Dengî Getî Taze adlı gazetenin başyazarlığını yaptı ve Mehabad Kürdistan Cumhuriyeti’ni desteklediği yazılar kaleme aldı.
Mamoste Hejar‘ın çevridiği Şerefname’nin Kürtçe baskısı da dahil olmak üzere dört yüzün üzerinde kitabın basımını bizzat sağlayan Mukrîyanî, çeşitli dillerden Kürtçe’ye çeviriler yaptı ve birçok Kürt klasiğinin yeniden basılmasını sağladı. Tarihçi kimliğiyle eserler kaleme alarak temaya göre Kürt tarihinin açığa çıkması için çalışmalarda bulunan Mukrîyanî’nin başlıca eserleri şunlardır: Awirekî Paşewa (Geçmişe Bir Bakış), Şahînşahanî Kurdî Zendî (Zend Kürtlerinin Şahları), Mîranî Soran (Soran Emirleri), Navdaranî Kurd (Kürt Ünlüleri), Kurd û Nadir Şah (Nadir Şah ve Kürtler), Kurdistanî Mukrîyan (Mukriyan Kürdistanı).
Hiznî ve Damawî Mukrîyanî mahlaslarını da kullanan tarihçi, yazar, şair, estetisyen ve modernist Husên Hiznî Mukrîyanî, kısa ama hızlı yaşamına 17 kitap sığdıran bu Kürt hamiyetperveri kansere yakalanışının üçüncü ayında, 20 Eylül 1948′de, 55 yaşında Bağdat’ta hayat gözlerini yumdu ve vasiyeti üzerine Hewler’de İmam Mihemed mezarlığına defnedildi.
Wêngu Rêngî Hêrîdonî
Kullanıcı avatarı
admin
Mesaj Panosu Yöneticisi
 
Mesajlar: 209
Kayıt: Çrş Oca 28, 2009 11:30 pm
Konum: yönetici

Dön Kurdistandan Portreler

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir

cron